Homeopati, 200 yılı aşkın süredir dünya çapında kullanılan bir doğal sağlık sistemidir. Homeopati, her insanı benzersiz bir birey olarak ele alır ve kendi iyileştirme yeteneğini harekete geçirmeyi amaçlar. Bir homeopat, bireyin spesifik semptomlarına ve kişisel sağlık düzeyine göre en uygun ilacı seçer.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyada kullanılan en büyük ikinci tedavi sistemi olarak tanınmaktadır. En çok Hindistan ve Güney Amerika’da popüler olmakla birlikte, Avrupa’da otuz milyondan fazla insan ve dünya çapında milyonlarca insan da bu kullanımdan yararlanmaktadır.
Yaratıcısı Samuel Hahnemann tarafından türetilen ‘homeopati’ adı, şifanın ‘benzer benzeri iyileştirir’ prensibine atıfta bulunarak ‘benzer acı’ anlamına gelen Yunanca kelimelerden türetilmiştir. Hahnemann iki yüz elli yıl önce Almanya’da doğdu. Bu dönemde eski dünya görüşü yenileniyor ve çoğu zayıf bir şekilde batıl inançlara dayanan geleneksel inançlar giderek daha fazla deneysel inceleme ve değerlendirmeye tabi tutuluyordu. Homeopati pratiği bilime dayanır, uygulaması ise bir sanattır.
Homeopati, hem doğu hem de batı dünyasında tıp tarihi boyunca düzenli olarak meydana gelen iki prensip üzerine kurulmuştur. ‘Benzer benzeri iyileştirir’ şeklindeki ilk ilkeye çeşitli şekillerde bakılabilir. Bunun bir yolu, vücudun ne yaptığını bildiğini ve semptomların, vücudun hastalığın üstesinden gelmek için harekete geçme yolu olduğunu varsaymaktır. Bu iyileşme tepkisi canlı organizmalarda otomatiktir; biz buna ‘hayati tepki’ diyoruz. Benzer ilaç, doğal yaşamsal tepkiyi uyaran bir etki yaparak ona iyileşme işini tamamlamak için ihtiyaç duyduğu bilgiyi verir. Hayati tepki artı ilacın ilk eylemi semptomların gücünü arttırmak olduğundan, bu bizim içsel iyileşmenin gerçekleştiğine, hastalıkların içeriden iyileştirildiğine, geçmiş ve mevcut semptomların yerleşik yolları boyunca dışarıya doğru itildiğine dair ilk göstergemizdir.
İlaçlara karar verilmeden önce, ilaçların iyileştirici güçleri, sağlıklı insanlar üzerinde denenerek ve duygusal, zihinsel ve fiziksel değişiklikler dikkatlice not edilerek keşfedilir. Buna ‘kanıtlama’ denir. Bu bilgi “benzer benzeri tedavi eder” ilkesinin temelini oluşturur; çünkü bir ilacın benzersiz semptom tablosu, bireyin hastalığına ilişkin benzersiz ifadesi, yani hastalığın mevcut ve devam eden semptomlarıyla eşleşmelidir.
Sadece ‘minimum dozun’ kullanılması gerektiği yönündeki ikinci prensip, ilacın uyarısının canlılığın içinden etki ettiği ve dışarıdan empoze edilmediği anlayışına dayanmaktadır. Sadece iyileşme sürecini başlatmak için yeterli miktarda uygulanır ve bu süreç daha sonra kendi içsel iyileştirme misyonuyla devam eder. Asgari dozlarda verilen homeopatik ilaçlar, vücudun yaşamsal tepkisini uyarsa da, geleneksel tedavinin sıklıkla tuzağına düşen büyük yan etkilere neden olmaz.
Homeopati neden bu kadar popüler?
Bu iyileşme sadece semptomları tedavi etmenin ötesinde bir şey, ilham verici ve hayatımın günlük bir parçası haline geldi.
200 yıllık miras ve zarafet
Homeopati, dünya çapında 200 yılı aşkın süredir kullanılan bir doğal tıp sistemidir. 1948’deki kuruluşundan bu yana NHS’de mevcuttur. Yaratıcısı Dr. Samuel Hahnemann tarafından türetilen homeopati adı, Yunanca’da “benzer acılar” anlamına gelen kelimelerden türetilmiştir. “Tıpkı tedaviler gibi” şifa ilkesi gibi. 250 yıl önce Almanya’da doğdu.